Türkiye Cumhuriyeti

Milano Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Varese'de düzenlenen Türk-İtalyan dostluk yemeğinde yapılan konuşma, 14.10.2016

Sayın Belediye Başkan Yardımcısı,

Sayın Belediye Meclis Başkanı,

Kıymetli Konuklar,


Lombardiya bölgesinin incisi, kuzey İtalya ekonomisinin lokomotifi, göller ve villalar şehri Varese’de sizlerle birarada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Varese’ye “La Citta Giardino” denmesine hiç şaşırmadım, yemyeşil şehriniz adeta cennet gibi. Bu organizasyonu düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Bu tür organizasyonların Türk ve İtalyan halklarının tarihten gelen sağlam dostluk bağlarını daha da güçlendirececeğine inanıyorum.


Değerli konuklar,


Öncelikle Başkonsolosluğumuz hakkında kısaca bilgi vermek isterim. Milano Başkonsolosluğu, ülkemizin Avrupa’da açtığı ilk konsüler temsilcilikler arasında bulunuyor. Kuruluş tarihimiz 1924. Görev alanımız İtalya’nın kuzeyindeki 9 bölgeyi kapsıyor. İtalya’nın ekonomi, finans ve tasarım merkezi olan Milano’nun yanısıra, turistik şehirleri Venedik, Bologna ve Torino ile önemli liman şehirlerinden Cenova, Trieste ve Ancona da görev bölgemizde bulunuyor. Milano’daki görevime geçen sene Ekim ayında başladım. Göreve başladığım bir yıldan bu yana Başkonsolosluğumuzun görev bölgesinde bulunan Kuzey İtalya’daki hemen hemen tüm illeri ziyaret ettim. Ziyaret ettiğim illerin Vali ve Belediye Başkanlarıyla çok faydalı görüşmeler yaptım. Ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmek üzere ne tür çalışmalar yapabileceğimiz hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Ziyaretlerim sırasında ayrıca Türk ve İtalyan halkları arasındaki müthiş benzerliğin de farkına vardım. Bizler sıcakkanlı, duygusal, konuşmayı seven insanlarız. Futbola aşığız. Hamur işine bayılıyoruz. “Türk gibi sigara içiyoruz!” Trafik kurallarına aldırış etmiyor, kırmızı ışıkta geçiyoruz! Akdenizli olmaktan kaynaklanan bu ortak özelliklerimizle daha fazla işbirliği yapabileceğimizi, ortak hedefler doğrultusunda daha fazla birlikte çalışabileceğimizi düşünüyorum.


Türkiye ve İtalya arasında siyasi, ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel alanlarda çok yakın ilişkiler mevcut. İkili ilişkilerimizin derin bir tarihi geçmişi bulunuyor, birçok uluslararası kuruluşta beraber çalışıyoruz. İtalya, AB üyeliğimize en güçlü desteği veren ülkelerden birisi. Bunun için müteşekkiriz. Ülkelerimiz arasında her yıl Başbakan düzeyinde “Hükümetlerarası Zirveler” düzenleniyor. Yasadışı göçe karşı ülkelerimizin ilgili kurumları doğrudan temas ve yakın işbirliği içindeler. DEAŞ canavarına karşı uluslararası koalisyon içinde birlikte mücadele veriyoruz. Libya konusunda birlikte çalışıyoruz. Dünyanın en sıcak bölgesi haline gelen Akdeniz havzasının barış, istikrar ve refaha kavuşabilmesi için işbirliğimizi daha da derinleştirebileceğimizi düşünüyorum.


Değerli konuklar,   

İtalya aynı zamanda bizim en büyük ekonomik ve ticari  ortaklarımız arasında bulunuyor. 2015 yılında toplam ticaretimiz 17,5 milyar Dolar olarak gerçekleşti. Bunun 7 milyar Dolarını ihracatımız, 10,5 milyar Dolarını ithalatımız oluşturuyor. İtalya ihracatımızda dördüncü, ithalatımızda beşinci sırada yer alıyor. Ancak bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. İki ülkenin sahip olduğu potansiyeli düşündüğümüzde bu miktarı çok daha yükseklere çıkarabileceğimize inanıyoruz. Nitekim Başbakan Signor Renzi’nin 11-12 Aralık 2014 tarihlerinde ülkemize yaptığı resmi ziyaret sırasında ticaret hacmimizin 2020 yılı itibariyle 30 Milyar Doların üzerine çıkartılması kararlaştırılmıştır. İtalya’nın ülkemizde çok önemli yatırımları var. Ülkemizde yaklaşık 1.200 İtalyan firması faaliyet gösteriyor. Fiat, Pirelli, Astaldi, Unicredit, Intesa, Barilla, Perfetti, Ferrero ülkemizde yatırımı bulunan büyük İtalyan şirketleri. Pirelli F-1 lastiklerinin üretimini ülkemizde yapıyor. Kısa süre önce açılışı yapılan 3. Köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü) bir İtalyan firması olan Astaldi ile İçtaş ortaklığında gerçekleştirildi. İtalya dünya genelinde açmayı planladığı dış yatırım ofislerinden ilkini 2015 Ekim ayında İstanbul’da açarak ülkemize verdiği önemi açıkça ortaya koydu. Öte yandan, Türkiye’nin de İtalya’da çok ciddi yatırımları mevcut. Lumberjack (Ziylan), Pernigotti (Toksöz), Campani gibi ünlü İtalyan markaları artık Türk firmaları haline geldiler. Roma’da, Capri adasında Venedik’te önemli turizm yatırımlarımız var. Seramik Sektöründe Avrupa’nın üçüncü büyük şirketi olan Kalebodur, iki tarihi İtalyan markasını bünyesine eklemek üzere Industrie Fincuoghi’yi satın aldı. Türk şirketleri İtalya’daki krizi fırsata çevirmek istiyor, İtalya’daki fuarlarda ziyaret ettiğimiz Türk firma temsilcileri İtalya’da şirket alma konusunda son derece hevesliler. Ayrıca Türk ve İtalyan şirketleri komşu ülkelerde ortak yatırım yapabilirler. Balkanlarda, Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da üçüncü ülkelerde birlikte iş yapmak her iki ülkeye de güç kazandıracaktır.
Ülkelerimiz arasındaki çok boyutlu ilişkilerin en önemli göstergelerinden biri de Türkiye-İtalya arasındaki uçuş sefer sayısının fazlalığı. Gerçekten bu konuda şaşırtıcı rakamlara sahibiz. Türk Hava Yolları, İtalya’da toplam 11 noktaya uçuyor. Türk şirketleri olan THY, Pegasus ve Atlasjet İstanbul’dan Milano’ya günde 8 sefer gerçekleştiryor.  

Değerli misafirler,

İtalya ve Türkiye arasında kurulmuş olan başka bir köprü, bu ülkede sayıları 30 bini aşan Türklerin mevcudiyetidir. Vatandaşlarımız İtalya’da kendilerini anavatanlarında hissetmektedirler. Ziyaret ettiğim illerin Vali ve Belediye Başkanları, vatandaşlarımızın son derece uyumlu ve İtalyan toplumuyla entegre olduklarını söylüyorlar. Ayrıca, Politecnico, Bocconi, Katolika gibi İtalya’nın en iyi üniversitelerinde tasarım, mimarlık, mühendislik, ekonomi, siyaset bilimi okuyan 2.000’e yakın öğrencimiz bulunuyor. Erasmus programlarıyla Türkiye’den kuzey İtalya’daki üniversitelere gelen öğrencilerimizin sayısı da her geçen gün artıyor.
İstanbul’da bir Türk-İtalyan Üniversitesi’nin kurulması konusunda iki hükümet arasında 2008 yılında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma Türkiye’de Parlamento tarafından uygun bulundu. Ancak henüz İtalyan Parlamentosunda görüşülmedi. Türk-İtalyan Üniversitesi’nin faaliyete geçmesi kuşkusuz kültürel ve beşeri ilişkilerimizin gelişmesine de büyük katkı sağlayacaktır.

Değerli Konuklar,

15 Temmuz gecesi ülkemizde yaşanan darbe girişimi hakkında da kısaca bilgi vermek istiyorum. Türkiye’de, 15 Temmuz gecesi, ordu içine yuvalanmış olan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi bir grup asker darbe teşebbüsünde bulunmuştur. Bu hain grup Parlamentoyu bombalamış, kendi vatandaşına kurşun sıkmış ve hatta Cumhurbaşkanlığı binasına saldırmıştır. Ancak, Ankara’da, İstanbul’da ve başka kentlerde hangi siyasi görüşten olursa olsun insanlarımız sokaklara çıkarak, darbeci çetenin silahlarının, tanklarının önünde durarak bu girişime engel olmuştur. Türk halkı Türk demokrasisini canı pahasına kahramanca korumayı bilmiştir. Türk medyası bu darbe girişiminin karşısında yer almış, darbecilerin fiili saldırılarına karşı koymuştur. Yaşanan vahim olaylar, 145’i sivil 246 vatandaşımızın canına malolmuştur. TBMM 16 Temmuz günü olağanüstü toplanarak bir ortak bildiri yayınlamıştır. Bildiride, TBMM’nin darbe girişimine karşı sergilediği kararlı tutum vurgulanmış, Parlamento’da temsil edilen dört partinin farklı görüşlere sahip olsalar da milli iradeye sahip çıktıkları ve demokrasimize, milletimize, TBMM’ye yapılan saldırının şiddetle kınandığı ifade edilmiştir. Darbe girişimi, FETÖ örgütünün terörist yüzünü açıkça göstermiştir. Özellikle yargı ve emniyet teşkilatına geniş biçimde sızan FETÖ üyelerinin kanuna aykırı uygulamaları ortaya çıkarılmıştır. Bu örgüt üyeleri, emniyetten ve yargıdan uzantılarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin pek çok değerli mensubuna kumpas kurmuş, sahte delillere dayanan kurmaca iddianamelerle mahkum ettikleri yüzlerce üst rütbeli subayın, sivil memurun, gazeteci, akademisyen ve entellektüelin yıllarca hapiste tutulmalarına neden olmuştur.
Hükümetimiz kararlı bir şekilde bu sinsi terör örgütüyle mücadelesini sürdürmektedir. Halkımız ise dünya tarihinde eşi görülmemiş şekilde demokrasiye sahip çıkmayı bilmiştir. Dostlarımızdan beklentimiz hükümetimizle ve bu travmayı yaşayan halkımızla daha fazla dayanışma gösterilmesidir.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm konukları bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyor, Milano’ya geldiğinizde Başkonsolosluğumuzda bir Türk kahvesi içmeye davet ediyorum.